23 Kasım 2020 Pazartesi



(urras'ta shevek gibi) bugünün ve yarının başladığı bir dünyayı tasvir ediyor: temel parçacıklar

[peşrev bir hayır dua: tutarsız, amaçsız ve özellikle anlamsız olsun sözlerim: ne mümkün. gene bir çağrışıma gene bir hayale takılır kelimeler. takılan tuzağa düşsün. diz çöksün, akşam olunca uyansın. ters dönsün yatağında. mezarında mutlu olsun, tanrısının karşısında dilsiz kalsın.]

"insan sadece kelimenin tam anlamıyla insan olduğu yerde oyun oynar ve sadece oynadığı yerde tam olarak insandır.” estetik üzerine mektuplarının özünü ifade eden bu düşünceyle romantiklere oyuna başlayabilirsiniz dedi schiller. meraklı ve serüven arayan çocuklar gibi oynamaya başladılar. çok zaman sonra bu oyunsu dünya ve oyuncu insana "homo ludens" denecekti. ilk aşama: oyun.

bireysel bilinç ve "ben" meselesi de ilginçti. "ben" kendinden başka her şeyle arasındaki mesafeyi, uçurumu gördü. bu kapanmaz görünen mesafeyi kendi özgürlük alanı sandı: kaçınılmaz biçimde özgürdü, alabildiğine özgürdü. tanrı ve onun adına bizi yazgıya mahkum edenler neredeydi [burada gene başka bir kılıkta]? ölü tanrı, mutsuz bir kitle bırakmıştı geride, tanrısız edemeyenler mutsuz, onu öldürenlerin canı sıkkın. ikinci aşama: "ben" ve onun özgürlük bilinciydi. kendi olmayan her şeyden paçayı kurtarmaya baktı. kurtardı da. (şimdi ne halt ediyorsunuz yeryüzünde? bu kısmın tasviri için romanı okuyun)

mutlu musunuz? (gene romanı okuyun)

derin bir şüphe içinde misiniz? (romanı okuyun)

oyunun son perdesi: oyun oynadı, ben dedi ve özgürce yaşadı (spinoza'yı unutun burada). yalnızca aklın değil özgürlüğün de açtığı yaralardan kurtulmak gerek [nerede ne zaman yaşadı bu akıllı insanlar, nerede ve ne zaman özgürce yaşamaktan mutsuz ve yorgun düştü? ama siz gene bölgelerden ülkelerden söz etmek istiyorsunuz, ama yok onlar, yalnızca "ben" var. hem belki akıldan değil hayal etmekten, hem belki özgürlükten değil sırf arzu etmekten yorgun ve mutsuz düşmüştür. daha bir yığın şeyden. böyle okunmaz roman, benden söylemesi] öyle bir noktaya vardı ki şimdi var olduğu ve ola geldiği şekliyle "insan" sürdürülemez, bu yüzden moleküler düzeyde değiştirilmesi, bu ölüm döngüsünün dışına çıkması gerek: kurtar bizi, uçur bizi moleküler biyoloji. hazza boğ bizi, sonra yeniden doğalım, hiç ölmeyelim.

 


 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder