![]() |
ama başka bir şeyden söz edecektim. ataç tarzı bir giriş oldu bu.
yakın zamanlarda elime üç ciltlik bir kitap geçti. enis batur'un yetmişlerin sonuyla iki binli yılların başlarına kadarki gazete/dergi yazılarından oluşuyor. (enis batur'un bu yazılarını takip etmek kırk elli yıllık türkiye ve dünya kültürünü/tartışmaları vs. de takip etmek demek. öneririm. kültür ve siyaset yazıları 1-2-3, kırmızı yay.) ilk ciltte "alternatif: aydın"da ataç'la ilgili bir bahis var. onun ünlü prospero ile caliban kitabı üzerine. bu kitap bin dokuz yüz altmışların başında yayımlanıyor (son kez) ve bir daha neredeyse kırk yıl basılmıyor. buna dikkat çekiyor enis batur. oysa ne kadar önemlidir bu kitap. ataç türkiye'de aydın sorununu ele alıyor. [söz arasında, kavramla ilgili şu şekilde düşünüyorum: zihinsel uğraş en üst formuyla "felsefi bir çabadır". bu yarı yolda kalmazsa kişiye filozof diyorum. yarı yolda kalmış felsefi çabanın sonucunda ortaya "entelektüel" çıkıyor. entelektüel çaba da yarı yolda kalırsa "yarım aydın/entel ve dantel" bir tip çıkıyor ortaya.)
bir düşünceyi düşünceyle karşılamayan, eleştirirken neyi eleştiriyorsa onu en sağlam taraflarıyla da göstermekten korkan, 'övüşme ortaklığı' içinde yaşayan, bir çıkarı, bir ilişkiyi korumanın derdindedir yarım aydın. kalabalıkların "kaba" "görgüsüz" ve "bilgisiz" olduğu ortamlarda kendini tam, olmuş sayar yarım aydın. azla yetinir. elimden bu kadarı geliyor der, sonra da bunu yeterli sayar. ne de olsa övüşme ortaklığı da kurulmuştur. o ötekini, öteki de bunu över. mutludur da. azınlıktadır hâlâ. mutlu ve azınlık. doğrusu mutlu azınlıktır aydınlar, ama tam da olmaları gerekmez mi?
(4 Ekim 2020)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder