Dört Mesele / Her Şey ve
Hiçbir Şey
... o zamanlar müthiş bir duygu karmaşası içinde
olduğumu, özellikle yirmi dördüncü yaş günümden sonra böyle olduğunu görüyorum.
Ve şimdi en temele yerleşmiş görünen ve dört kelimeyle ifade edebileceğim
unsurlar arasında da ciddi bir çatışma söz konusuydu: Şair (şeytan ve melek),
filozof (denge), peygamber (adanma) ve kadın (her şey ve hiçbir şey).
Tutku/Arzu çözüldükçe duyguya yaklaşıyor, adlandırılabiliyor ve bir eylemle
hafifletilebiliyordu ama tutku/arzu olduğu gibi duruyordu ve eskilerin kelime
oyunlarıyla temsil edildiği gibi amor aynı zamanda morte’ydi. Bu yüzden aşk ve
ölüm her şeyde ve her yerde bütün gücüyle çekişip duruyor. Aklın ikna edilmeye
duygunun da tatmine ihtiyacı vardır fakat bunlar arasında denge asla kalıcı bir
sınırla sağlanamıyor. Öykü yazdıkça bunun böyle olduğu gözümde daha bir netlik
kazandı. Heyecan verici olan bu kargaşa içindeki mücadele. Daha da heyecan
verici olan ise şudur: İnsanın ufku insandır.
arzu – eylem (neşe
getiren eylem)
en temele "arzu"yu yerleştirelim - bu belirsiz arzu
kaynağından doğan ve dile getirilebilen, yani adını verebildiğimiz arzuya
"duygu" diyelim: şimdi bu duygu bir eylemde bulunma isteği
doğuracaktır, bu sırada hayal gücü eylemin öncesinde çalışmaya başlayacak henüz
gerçekleşmemiş eylem görünür kılınacak [acı ve haz duyulabilir bu durumda]
fakat sonra akıl bu süreci gözden geçirecek ve ikna edilmeyi isteyecektir.
sevinç getiren eylem duygunun doyuma erdiği, hayal edildiğinde haz veren ve
aklın da ikna edildiği bir eylemdir.
tercihimi su'dan yana yapıyorum.
süt ve şarap ne olacak?
[süt(din/peygamber), şarap(sanat/sanatçı), su(felsefe/filozof)]
(mutluluk güncesi’nden)
bugün senden ayrıldıktan sonra kraliçe felsefe'yi ve şiirin
perileri'ni düşündüm. şu bitmeyen karşılaşma ve sonsuz savaş.
su ve kraliçe'ye bağlı
biriyim. şarap ve süt dostların olsun.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder