25 Haziran 2015 Perşembe

mutluluk güncesi’nden

mutluluk güncesi’nden / Kasım 2014 – Ocak 2015

otuz üç yaşında ve bir çarmıhta kendimi keşfettim - bir daha kaybolmam!

* * *
matmazel, ne iyi ediyorsunuz az okumakla...çünkü bir erkeğin okumakla -ki kötü okumalar yapmakla - kaybedeceği şeyle kadının kaybedeceği aynı değil. (aklımda birkaç örnek var)
ne olur çok az ve en iyileri okuyun; müzik ve felsefeden söz ediyorum.
bir gün bana "sana hatırlatırım, bir kadının en tehlikeli yaşı otuz-otuz beştir, benden kendini sakın!" demiştiniz.
"elbette, bunu hatırlıyorum, çünkü her saltanatın bitiş yılları entrika ve tehlikeler barındırır"

* * *
tiyatro binasının önünde bir süre bekledik, konuşmak hevesinde değildim ve susup duruyordum. o da öyle. hiç gereği yokken ya da benim bilmediğim çok eski bir konuşmaya devam edercesine "yaşamım aptalları sevindirecek ve dostlarımı üzecek budalalıklarla dolu" dedi. kimse yokken de incinmeyi başaran hassas bir ruh dedim, içimden; üstelik hastalıklı...
gücün politikasını çözmüş fakat şimdi dönecek bir evi yok.
(nasıl da dokunaklı deyip kavrayışı kıt olanlardan sakladı gerçeği)

* * *
her şeyi süse çevirip kendi zevkine boyun eğdirdiğinde mutlu olan güç tutkunu güzellerin kendine özgü yalnızlıkları vardır.
merhamet ve kızgınlık barındıran bir yalnızlık - ki bunda inanç yok ya da ne düşündüğünün hiçbir önemi yok...bir isteme gücü olarak kadın...
"daha az aptal ve daha fazla güçlü olmalı erkek" 
"haklısın...ama değerli olanı neden desteklemez kadın?"
[bu, gücün politikası; diplomatik bir dil gerek, etkili olma teknikleri ve rekabet. bunun içinde yer almadıkça boşunalığını da göremezsin - karakterini ve yazgını koru]

-eskiden daha heyecanlıydın, şimdi durgun ve hevessiz görünüyorsun
+hayır öyle değil sadece yeni bir heyecan bu
-tuhaf
+bence de
-mutsuzluk gibi
+bu kelimenin bir anlamı yok bence...ihtiyaç duyduğum şey daha seçkin zevkler ve eğlenceler..burada yok
-keyfin bilir, ne biliyorsan onu yap
+tek istediğim kendi yolumda yürümek zaten


ekler:


cupido ve psyche'nin öyküsünü küçük sahne'nin önünde konuşmak bilmem ne kadar uygundu, sonra b-filminden ve diğerlerinden vazgeçmek "aklı başındalık"ı gücendirmiş olmalı. apuleius'un başkalaşımlar'da anlattığı haliyle her psyche(ruh) cupido'ya(aşk'a) gereksinim duyar. işler yolunda gittiği sürece zevk doğar. işler sarpa sardığında "aklı başındalık"tan medet umulur.
(öyküden şunu da öğreniyoruz: sahip olduğumuz zenginlik bilinmediği sürece şanslı sayılmayız)
hayır, basitliği bizi aldatmasın çünkü gözlerimiz ve tüm organlarımız içi boş ve tantanalı olana alıştı, en derin ve gerçek şeylerdeki sadelik bizi yanıltmasın.
bir ara seni "kraliçe felsefe" ile tanıştırmak isterim.

karşılaşmak - ne güzel şey!



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder