otuz üç yaşında ve bir çarmıhta kendimi keşfettim - bir daha
kaybolmam!
* * *
matmazel, ne iyi ediyorsunuz az
okumakla...çünkü bir erkeğin okumakla -ki kötü okumalar yapmakla - kaybedeceği
şeyle kadının kaybedeceği aynı değil. (aklımda birkaç örnek var)
ne olur çok az ve en iyileri okuyun; müzik ve
felsefeden söz ediyorum.
bir gün bana "sana
hatırlatırım, bir kadının en tehlikeli yaşı otuz-otuz beştir, benden kendini
sakın!" demiştiniz.
"elbette, bunu hatırlıyorum,
çünkü her saltanatın bitiş yılları entrika ve tehlikeler barındırır"
* * *
tiyatro binasının önünde bir süre
bekledik, konuşmak hevesinde değildim ve susup duruyordum. o da öyle. hiç
gereği yokken ya da benim bilmediğim çok eski bir konuşmaya devam edercesine
"yaşamım aptalları sevindirecek ve dostlarımı üzecek budalalıklarla
dolu" dedi. kimse yokken de incinmeyi başaran hassas bir ruh dedim,
içimden; üstelik hastalıklı...
gücün politikasını çözmüş fakat şimdi dönecek bir evi
yok.
(nasıl da dokunaklı deyip kavrayışı kıt olanlardan sakladı gerçeği)
(nasıl da dokunaklı deyip kavrayışı kıt olanlardan sakladı gerçeği)
* * *
her şeyi süse çevirip kendi
zevkine boyun eğdirdiğinde mutlu olan güç tutkunu güzellerin kendine özgü
yalnızlıkları vardır.merhamet ve kızgınlık barındıran bir yalnızlık - ki bunda inanç yok ya da ne düşündüğünün hiçbir önemi yok...bir isteme gücü olarak kadın...
"daha az aptal ve daha fazla
güçlü olmalı erkek"
"haklısın...ama değerli olanı neden desteklemez kadın?"
"haklısın...ama değerli olanı neden desteklemez kadın?"
[bu, gücün politikası; diplomatik
bir dil gerek, etkili olma teknikleri ve rekabet. bunun içinde yer almadıkça
boşunalığını da göremezsin - karakterini ve yazgını koru]
-eskiden daha heyecanlıydın,
şimdi durgun ve hevessiz görünüyorsun
+hayır öyle değil sadece yeni bir heyecan bu
-tuhaf
+bence de
-mutsuzluk gibi
+bu kelimenin bir anlamı yok bence...ihtiyaç duyduğum şey daha seçkin zevkler ve eğlenceler..burada yok
-keyfin bilir, ne biliyorsan onu yap
+tek istediğim kendi yolumda yürümek zaten
ekler:
+hayır öyle değil sadece yeni bir heyecan bu
-tuhaf
+bence de
-mutsuzluk gibi
+bu kelimenin bir anlamı yok bence...ihtiyaç duyduğum şey daha seçkin zevkler ve eğlenceler..burada yok
-keyfin bilir, ne biliyorsan onu yap
+tek istediğim kendi yolumda yürümek zaten
ekler:
cupido ve psyche'nin öyküsünü
küçük sahne'nin önünde konuşmak bilmem ne kadar uygundu, sonra b-filminden ve
diğerlerinden vazgeçmek "aklı başındalık"ı gücendirmiş olmalı.
apuleius'un başkalaşımlar'da anlattığı haliyle her psyche(ruh) cupido'ya(aşk'a)
gereksinim duyar. işler yolunda gittiği sürece zevk doğar. işler sarpa
sardığında "aklı başındalık"tan medet umulur.
(öyküden şunu da öğreniyoruz:
sahip olduğumuz zenginlik bilinmediği sürece şanslı sayılmayız)
hayır, basitliği bizi aldatmasın
çünkü gözlerimiz ve tüm organlarımız içi boş ve tantanalı olana alıştı, en
derin ve gerçek şeylerdeki sadelik bizi yanıltmasın.
bir ara seni "kraliçe
felsefe" ile tanıştırmak isterim.
karşılaşmak - ne güzel şey!

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder