2 Temmuz 2015 Perşembe

nuri bilge ceylan'ın kış uykusu için



nuri bilge ceylan'ın kış uykusu için

ingmar bergman, bir kış uykusunda dostoyevski'yi görmüş. dostoyevski, ona alyoşa'nın diliyle konuşmuş ama alyoşa yaşasaydı nihilist olacaktı!
olup biteni anlatmış nuri bilge, büyük bir başarıyla.


* * *

benim için önemli olan ciddi konuların felsefe ve sanatla ele alınmasıdır. özellikle felsefe. dücane cündioğlu'nun felsefeden sanata gitmesi, onun yaşam hikâyesine bağlıdır, niçe 19.yüzyıl için bir istisnaydı ve felsefeye sanat kattı, şiiri kattı. doğrusu platon'un hikâyesidir, sanattan felsefeye varmak. neyse bu bahis başka yöne kayabilir. geçiyorum. sağda solda yazılıp çizilenlerin, konuşulanların çoğu gündelik ve anonim hiçlikten ibaret olduğu için dikkate almıyorum, bunu bazen ön yargıyla yapıyorum.
(yukarıdaki paragraftaki kızgınlığım şundan: felsefenin kavramlarla düşünme konusundaki titizliğini kuşanmak ve sanatın yaşamda var olan tutarsızlıkları -ki sanat yüreğin yasasıdır- "yüksek" şekilde ele almasıyla meşgul olmak yerine ya da buna güç yetirenleri hürmetle takip etmek yerine çalınıp çırpılmış "kelimelerle" gevezelik edip durduğumuzu düşünmemdir)
nuri bilge ceylan'ın kış uykusu niçin önemli?
- mümkün olduğu kadar az yargıyla insanı ele almaya çalıştığı için. bizde genellikle insanlar güçlü, en iyi yönleriyle ele alınmazlar. bir görüşü mü eleştireceksiniz, onun en zayıf tarafını alır harcarsınız. bir bilim adamı mesela celal şengör hegel'e aptalın teki, der. herkes herkesi yargılar ve karikatüre dönüştürerek yapar bunu. nuri bilge ceylan karakterlerini konuşturmak istemiş, açıkça ve dürüst bir şekilde -bunu yapan başka yönetmenlerimiz de var elbette- bir defa bu nokta önemli.
- ikincisi, karakterler sadece söylediklerinden ibaret değil, özellikle sinemada. imalar ve izleyici üzerinde karaktere dönük birtakım şüpheler bırakmak, filmde bu da. mesela imam tipi. kesinlikle bu bir klişe olarak ele alınmamalı.yoksul, dindar ve belli ahlak kalıpları içinde yaşayan bir imam. olumsuz yönleri olmalıydı zaten fakat daha önemlisi imam bu hali ve yardımseverliği ile -ki iyilere özgü kabalıklar da vardır- diğerlerini başka türlü görmemizi de sağlıyor, onların yapıp etmelerine bir türlü akıl erdiremiyor. ne kardeşinin hali ne aydın bey, ne de diğerleri...geçiminin, üstlendiği sorumlulukların altında başka bir şeye vakit yok zaten. nihal de mesela kuşku duyduğumuz bir karakter...böyle böyle her karakterden bahsedilebilir....sonunda karakterlerin her birinin söyleyecek sözü olduğu, söylemekle de ellerine bir şeyin geçmediği ortaya çıkar...bu ellerin boş kalışı yargıdan uzak durmak, işte budur. bu bizi meselelerin dolaşıklığı ve basit olmadığı konusunda uyarır....(bu bahis de uzayıp gidebilir)
- üçüncüsü, karakter bu ya da şu şekilde ortaya konmakla yönetmenin bakış açısını vermez hemen ve bu yüzden karakterden yola çıkıp bizde çok kere olduğu gibi "şunu niye böyle yapmış" havasında konuşmak lüzumsuzdur. filmde karakterler sadece söylediklerinden ibaret olmadıkları için tek tek konuşulmayı -tıpkı yaşamdaki gibi- hak ediyorlar
- dördüncüsü, iyi sanat eseri üzerimizde bizi daha güçlü kılan bir etki bırakır, bizi yoksullaştırmaz, iyi olduğuna inandığımız işlere dönük bir istek, heyecan ve daha yüksekte bir yerde konuşma imkanı sunar. kış uykusu bunu başarmış bir filmdir.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder