nuri bilge ceylan'ın kış uykusu için
ingmar bergman, bir kış uykusunda dostoyevski'yi görmüş. dostoyevski, ona alyoşa'nın diliyle konuşmuş ama alyoşa yaşasaydı nihilist olacaktı!
olup biteni anlatmış nuri bilge, büyük bir başarıyla.
* * *
benim için önemli olan ciddi
konuların felsefe ve sanatla ele alınmasıdır. özellikle felsefe. dücane
cündioğlu'nun felsefeden sanata gitmesi, onun yaşam hikâyesine bağlıdır, niçe
19.yüzyıl için bir istisnaydı ve felsefeye sanat kattı, şiiri kattı. doğrusu
platon'un hikâyesidir, sanattan felsefeye varmak. neyse bu bahis başka yöne
kayabilir. geçiyorum. sağda solda yazılıp çizilenlerin, konuşulanların çoğu
gündelik ve anonim hiçlikten ibaret olduğu için dikkate almıyorum, bunu bazen
ön yargıyla yapıyorum.
(yukarıdaki paragraftaki
kızgınlığım şundan: felsefenin kavramlarla düşünme konusundaki titizliğini
kuşanmak ve sanatın yaşamda var olan tutarsızlıkları -ki sanat yüreğin
yasasıdır- "yüksek" şekilde ele almasıyla meşgul olmak yerine ya da
buna güç yetirenleri hürmetle takip etmek yerine çalınıp çırpılmış
"kelimelerle" gevezelik edip durduğumuzu düşünmemdir)
nuri bilge ceylan'ın kış uykusu
niçin önemli?
- mümkün olduğu kadar az yargıyla
insanı ele almaya çalıştığı için. bizde genellikle insanlar güçlü, en iyi
yönleriyle ele alınmazlar. bir görüşü mü eleştireceksiniz, onun en zayıf
tarafını alır harcarsınız. bir bilim adamı mesela celal şengör hegel'e aptalın
teki, der. herkes herkesi yargılar ve karikatüre dönüştürerek yapar bunu. nuri
bilge ceylan karakterlerini konuşturmak istemiş, açıkça ve dürüst bir şekilde
-bunu yapan başka yönetmenlerimiz de var elbette- bir defa bu nokta önemli.
- ikincisi, karakterler sadece
söylediklerinden ibaret değil, özellikle sinemada. imalar ve izleyici üzerinde
karaktere dönük birtakım şüpheler bırakmak, filmde bu da. mesela imam tipi.
kesinlikle bu bir klişe olarak ele alınmamalı.yoksul, dindar ve belli ahlak
kalıpları içinde yaşayan bir imam. olumsuz yönleri olmalıydı zaten fakat daha
önemlisi imam bu hali ve yardımseverliği ile -ki iyilere özgü kabalıklar da
vardır- diğerlerini başka türlü görmemizi de sağlıyor, onların yapıp etmelerine
bir türlü akıl erdiremiyor. ne kardeşinin hali ne aydın bey, ne de
diğerleri...geçiminin, üstlendiği sorumlulukların altında başka bir şeye vakit
yok zaten. nihal de mesela kuşku duyduğumuz bir karakter...böyle böyle her
karakterden bahsedilebilir....sonunda karakterlerin her birinin söyleyecek sözü
olduğu, söylemekle de ellerine bir şeyin geçmediği ortaya çıkar...bu ellerin
boş kalışı yargıdan uzak durmak, işte budur. bu bizi meselelerin dolaşıklığı ve
basit olmadığı konusunda uyarır....(bu bahis de uzayıp gidebilir)
- üçüncüsü, karakter bu ya da şu
şekilde ortaya konmakla yönetmenin bakış açısını vermez hemen ve bu yüzden
karakterden yola çıkıp bizde çok kere olduğu gibi "şunu niye böyle
yapmış" havasında konuşmak lüzumsuzdur. filmde karakterler sadece
söylediklerinden ibaret olmadıkları için tek tek konuşulmayı -tıpkı yaşamdaki
gibi- hak ediyorlar
- dördüncüsü, iyi sanat eseri üzerimizde bizi daha güçlü kılan
bir etki bırakır, bizi yoksullaştırmaz, iyi olduğuna inandığımız işlere dönük
bir istek, heyecan ve daha yüksekte bir yerde konuşma imkanı sunar. kış uykusu
bunu başarmış bir filmdir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder