
(sesler, davranışlar - eylemler ve
coşku anları)
1. montaigne
şiir, felsefe ve başka 'şey'ler - çilecilikler "ölüme
hazırlık" diye görüldüğünde ve ölümün kendisinden daha katlanılmaz bir hal
aldığında neden yararlı ya da makul denilen başka bir yol tutulmasın?
[bu yol tutulur]
[fakat] yaşamın salt kendisini güvensiz
yapan, sunan veya bırakan nedir?
[bir başkasının yokluğu]
ilişkilerde devşirilen
güçle inanır, doyar ve aldanırız
[doğamız budur, böyledir
belki, bundan neden yakınalım ya da huzursuzluk duyalım]
[otluk makamı]
gittiğin her yere
zaaflarını taşıyorsun - gücünü göstermek, bunun için oyunlar icat etmek
istiyorsun - nasıl da sığ ve sıkıcı
[her şey gibi akıp git]
(sesler, davranışlar - eylemler ve
coşku anları) 2. bağışlanma arzusu / "ben bir yazgıyım"
işler yolunda gitmediğinde "yazgı" tüm şiddetiyle
yükselir.
tesadüfün eline yahut kaderin kontrolüne bırakılan yaşamlar ne
iyi ne kötüdür - ahlaki değildir; o halde yargıdan da uzaktır.
her iki durumda da bağışlanma arzusudur
görünen.
(sesler, davranışlar - eylemler ve
coşku anları) 3. "en eski çağlar"
'büyük yeryüzü ormanında' ve hayal içindeki başlangıç:
ya
merak ya da korku ile. meselleri dinlersek "hikmetin başında rab
korkusu" var, diğerleri "merak" diyecek buna. merak yani sansüre
uğramış bilmek arzusu.
emel esin, türkler ile iranlılar arasındaki ikili yapıyı
"düalist" ve "dikotomi" sözcükleriyle veriyor. ilkinde
karşıtlık çatışma içeriyor, ikincisinde sadece karşıtlık var. türkler ak şamana
da kara şamana da aynı önemi yüklüyor. ikisi arasında bir çatışmanın olmaması,
ahlaki bir değerin atfedilmemiş olması. her ikisi de yargıdan muaf. çatışma
için ahlaki bir değer de atfetmek gerekiyor, çünkü yargı yoksa çatışma da gerilim de yoktur.
o halde sevinebiliriz: "iyinin ve
kötünün ötesinde" yaşadığımız için.
eğer bu bir yolun sonu
olsaydı elbette. fakat yola hiç çıkılmadı.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder