din, felsefe ve bilim
* hemen her durumda bir açıklama yaparız, açıklamalarla doyururuz kendimizi.
* din de bir açıklama sunar, felsefe de bilim de.
* bilim fiziki nesnelere bakar, nesneden öğrenir. bir konu/nesne zamanla, ona dair bilgimiz arttıkça bakış açımızı da açıklamamızı da değiştirir.
* felsefe nesneden gelen bilgiyi dışlamaz. o da bir konuyla/nesneyle uğraştıkça değişir. fakat işler fiziki nesnelerle sınırlı değildir, bir tutarlık da gerekir.
* açıklamalarımızdaki tutarlığı da denetleriz. bunu felsefe yapar.
* din bir nesneden öğrenmez vaz eder, nesne ondaki kabulü değiştir(e)mez. böylece epey sınırlı bir açıklama alanına sahiptir. nesneden gelen ve akıldan gelen bilgiyle, tutarlılık arayışıyla ilgilenmez görünür din. bu yüzden onun etrafında (ideolojiler de inat ettiklerinde bir din görünümü alırlar) kümelenmek, toplumsal bir düzen kurmak olası değildir. birey en derin korkularına varsın onda bir teselli bulsun, varsın en derinden hissettiği bir duyguyu onunla yatıştırsın ama o kadar. her açıklamaya kalktığında "nesneyi" ve "aklı" hiçe sayar.
* nazar(=bakış) manzarayı belirler, denir. ama neden ele aldığım konudan/nesneden bir şeyler öğrenmeyeyim? öğrendikçe değişmeyeyim?
bakışını değiştir, inat etme!
* * *
bana sorulsa şöyle derim:
bizde iki şey eksik ve bunlar üzerine düşünmedikçe kendimizi eğitemeyiz. kaldı ki bunlar gerekli koşulları oluşturur ama yeterli de değildir tek başına.
dürüstlük ve görgü.
ilkinin yokluğu güveni bozar, ikincisinin yokluğu düşüncesizliktir, iyi ilişkileri baltalar.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder