Hokusai ise senin benzer bir çığlık atmana sebep oluyor ama bunu çizgisiyle, deseniyle yapıyor. Mektubunda da dediğin gibi, “dalgalar birer pençe ve gemi bunların içinde yakalanmış; hissediyorsun bunu.”
İşte, renkleri, deseni olduğu gibi aktarırsan, resim böylesi duygular uyandırmaz. (mektuplar, 201)
İşte, renkleri, deseni olduğu gibi aktarırsan, resim böylesi duygular uyandırmaz. (mektuplar, 201)
Japonların çalışmalarında her şeyin sonsuz bir açık-seçiklik içinde olmasına gıpta ile bakıyorum. Bu çalışmalar hiçbir zaman bıktırıcı değil ve hiçbir zaman aceleyle yapılmış gibi durmuyorlar. Soluk alıp vermek kadar basit görünüyor, bir figürü birkaç kesin ve emin çizgiyle bir ceket düğmesi iliklercesine kolaylıkla, verebiliyorlar. (mektuplar, 206)
2.
Sevgili kardeşim benim, biliyorsun ki Güney’e gelmemin, kendimi tümüyle işime vermemin bir sebebi vardı. Daha değişik bir ışık görme dileği, daha parlak bir gökyüzü altında doğaya bakarsam Japonların duygu ve çizgi biçimlerini daha iyi anlayacağım düşüncesi…
Benim kişiliğimde Güney’e karşı doğal bir eğilim var. (mektuplar, 230)
3.
sazende şunkin'in hikâyesiyle devam edelim efendim. kim bilir sonra şamisen ve koto dinleriz - epey kederli bu çalgıların sesi belki yalnız japonlara özgü bir melankoli bu...
4.
"gün gelecek insanlar bunların açık hava, neşe ve iyi niyet dolu olduğunu anlayacaklar." (vincent v. gogh, theo'ya mektuplar, 175)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder